Frozen'ın InvenGlobal'e verdiği emeklilik röportajını çevirdik.

Röportaj: Inven Global
Çeviri: Mithat Birgin
Çeviri desteği: Sercan Tuncel
Editör: Asu Taştan

InvenGlobal: Merhaba. Bu röportajı kızarmış istiridye ve soju eşliğinde
yapmalıymışız gibi hissediyorum. Öncelikle kendini tanıtmaya ne dersin?

Frozen: Merhaba, Ben Kim ‘Frozen’ Tae-il, Pro… oyuncu? (gülüyor)

InvenGlobal: WhereAreyouFrom diye bir takıma koçluk yaparak iyi olduğunu gösterdin. Takıma koçluk yapmak nereden esti?

Frozen: Meksika’daki kontratım bittikten sonra Kore’ye geri döndüm. O zamanlarda mental olarak çok zorlanıyordum. Profesyonel kariyerimdeki en zorlu anlardı, işime konsantre olamıyordum. Yeterince sıkı çalışmadığımdan değil; elimden gelenin en iyisini yaptım ama eğer böyle devam etseydim mahvolacaktım. Böylece takımımla konuşup konratımı sonlandırdık.

Koreye döner dönmez Crash beni arayıp Challengers Korea’ya üçüncü bölge takımı ile (en alt seviye) katılmaya çalıştığını söyledi ve orta koridor olarak katılmamı rica etti. Ona bunu düşüneceğimi söyledim. O zaman oyuncu olarak kalma isteğim %10’du.

Kore’ye daha yeni döndüğümden dolayı karantinadaydım ve antrenman maçları online oynanacaktı ve bunun fena olmayacağını düşündüm. Bunu son şansım olarak gördüm ve onlarla antrenman maçları oynadım. Takımımdaki diğer oyuncular çok iyiydiler ve öyle gözüküyordu ki böyle devam edersek herkesi yenebilirdik. Buna rağmen ne zaman tek başıma çalışsam artık devam edemeyecekmişim gibi geliyordu. Oyunun sonucundan bağımsız olarak her oyun çok acı vericiydi. Her oyunu yeniden pratik yapmak için oynamak çok stresliydi. Kafam çok karışıktı, bu Meksika’da başlamıştı ama sanırım Kore’de patlak verdi.

Ben kişisel olarak herhangi bir yönden takım arkadaşlarıma sıkıntı olmaktan nefret ederim, ister oyun içi ister oyun dışı, devam edersem onları rahatsız edeceğimi hissettim. Biz iyi bir iş başarsaydık bile diğerlerini rahatsız ettiysem tatmin olmazdım. O yüzden iki üç gün sonra onlara “Özür dilerim ama daha fazla devam edeceğimi düşünmüyorum.” dedim.

Kendim bireysel olarak çalışmadan da antrenman maçlarını oynayabilirdim ama her zaman bir şey yapıyorsam en iyi şekilde yapmalıyım diye düşünmüştüm. Tekli derecelide pratik yapmadan antrenman maçı oynamak tam çalışma olmazdı. Bu yüzden profesyonel oyunculuğu bırakma kararı aldım.

Ancak takımı böyle bırakmış olmama çok üzülmüştüm. Takımda başka bir tane daha orta koridor vardı, ben daha önceden de koç olmayı düşünüyordum zaten ve takıma koçluk yapmayı önerdim. Her şey böyle başladı, oyuncuların da hoşuna gitti.

InvenGlobal: Ani bir karar olmuş ama küçük bir takıma koçluk yapmak ve onların yükselişini izlemek farklı hissettirse gerek. Sanki en baştan birkaç tecrübeli oyuncu ile başlamış gibi hissettiriyor olabilir.

Frozen: Doğru. Takımda benle beraber Worlds tecrübesi olan bayağı oyuncu var ama onlar tekrar baştan başlıyor gibiydi, üçüncü bölgenin amatör oyuncularına karşı mücadele edeceklerdi.

Takım arkadaşlarım çok çaresizdi. Hepsi Worlds’te bulunmuştu ve takım bulabilirlerdi ama başaramadılar. Çok şeyden vazgeçtiler ve şimdi yeniden Challengers Korea’dan başlıyorlar. Onların davranışlarındaki içtenliği hissediyordum.

InvenGlobal: Bazı oyuncuların başka ülkelerde oynadığından bahsetmiştin. Çok fazla sempati kuracağın şey var mı?

Frozen: Çok fazla var. O oyuncuların başka ülkelerde oynama sebebi aynı benim gibi Kore’de oynamak için yetersiz olmamızdı, hepimiz Kore’de oynamak istiyorduk.

Biz de bunun farkına vardık ve başka ülkelere gittik. Aslında hepimiz Kore’de oynamak istiyorduk. Herkesin böyle düşüncesi varken ben küçük oyunlarla da mutlu olabiliyordum. Şimdi onlarla burada olduğum için mutluyum.

Burada hayranların tanıdığı isimler olabilir ama ben isimlerimizin iyi bir şekilde yeniden duyulmasını istiyorum.

InvenGlobal: Koçluğun sana uyduğunu düşünüyor musun?

Frozen: Oyuncuyken bile kendimi koçluğa yatkın görüyordum ama şimdi bile tam olarak koçluk yaptığım söylenemez. Şu an sadece online şekilde antrenman yapıyoruz ve bir koçun ne yapması gerektiğini bilmiyorum. Sadece yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyi yapıyorum.

Kesin bir şey varsa o da şu an yaptığım şeyi çok seviyorum. Eğer daha zorlu durumlara gelirsek tabii ki farklı olabilir ama şimdilik eğer takımım beni beğeniyor ise onlara koçluk yapmaya devam edeceğim.

InvenGlobal: Evet, şimdi niye beni aradığına gelelim. Emekli olmayı düşünürken aklından neler geçti?

Frozen: Ben normalde tekli dereceli oynarken cidden zevk alıyordum.Tatil günlerimde bile dereceli atmak sanki bir tür mola gibiydi. Ama şubat başlarında tekli dereceli oynamaktan zevk almamaya ve oyunlardan bıkmaya başladım. O zaman aklımda 2 düşünce vardı: “Şimdi bırakmalıyım.” ve “Hayır bitkin olduğum için böyle.”.

Tekli derecelideki stresim günden güne hep artıyordu. Her ne kadar bıkmış olsam bile sanki oynamaya bağlanmış gibiydim ve bu böyle devam ettikçe artık durma zamanının geldiğinden emindim. Öyle bir noktaya gelmiştim ki sadece oyunun kendisini oynamaktan zevk alıyordum ama tekli derecede yükselmeye çalışmaktan bıkmıştım, mouse’u fırlatmak istiyordum.

Şöyle diyelim, sonuca bakmaksızın profesyonel oyuncu olarak ayda 5 bin dolar alıyorum, hayır, 10 bin diyelim. O kadar parayı almamak uğruna bile oyun oynamak istemiyordum. O kadar kötüydü. Her ne yaparsam yapayım o kadar parayı tekrar hastanede harcayacağımı düşünüyordum. Yani kararım hakkında hiçbir pişmanlık duymuyorum.

InvenGlobal: Emekli olmaya karar verirken durup düşünmene sebep olan bir şey var mıydı?

Frozen: Finansal kısımı beni en çok düşündüren kısım oldu. Eğer emekli olacaksam oyuncu olmaktan daha farklı olacaktı. Kariyerimden sonra para çok önemli olacaktı ama ondan da hemen vazgeçebildim çünkü oyunu pratik yapmak için oynamaktan mutlu değildim, şimdi bile 1 dolar almadan koçluk yapıyorum.

InvenGlobal: Bunu eski takım arkadaşlarına nasıl söyledin, tepkileri nasıldı?

Frozen: Hirai (Şimdiki KT koçu) ve Micro’nun (Eski DWG koçu) fikirlerini aldım. Profesyonel oyunculukta para kazanabildiğim sürece kazanmam gerektiğini, zaman geçtiğinde artık imkansız hâle geleceğini söylediler. Neredeyse beni vazgeçiriyorlardı ama nasıl hissetiğimi onlara açıkladım, ne kadar stresli olduğumu ve kararımdan pişmanlık duymadığımı belirttim. Onlara bunları söyleyince artık bırakmam gerektiğine ikna oldular ki onlar stresin bir profesyonel oyuncuyu nasıl etkileyeceğini herkesten çok daha iyi biliyorlardı. Zaten bu kararı alırken kafamın karışmasını önlemek için emeklilik kararımı o kadar fazla kişiyle de paylaşmadım.

InvenGlobal: Bu kadar stresli olduğunu bilmiyordum. Yani stres bir profesyonel oyuncunun emekli olması için en büyük etkenlerden biri mi?

Frozen: Stres yaşayan çok fazla profesyonel oyuncu tanıyorum. Diğer oyuncular stresli olduğu bunu zaman anlayabiliyorum. Onların oyundan bıktıklarını ve oynarken stresli olduklarını da görebiliyorum. Tembellik mi yapıyorlar yoksa cidden emekliliklerini mi düşünüyorlar anlamak zor oluyor ama şunu direkt söyleyebilirim ki oyun için tutkularını kaybettikleri çok belli oluyor.

Açıkçası 30 yaşıma kadar profesyonel oyuncu olacağımı düşünüyordum (gülüyor). 20 yaşımda başladım ve şimdi 27 yaşındayım. Birkaç defa emekliliği düşünmüştüm ama onlar anlık yorgunluklardı, şu ansa ciddiyim.

InvenGlobal: Sağlığın nasıl? Depresyona girmişsin diye duydum.

Frozen: Şu an stresli değilim ve daha sağlıklı hissediyorum. Önceden çok depresiftim. Bana depresyon tanısı kondu ve hastanede kalmam önerildi ama ben üstesinden gelmeyi deneyeceğimi söyledim. Arada birkaç defa stresli ve yorgun zamanlarım olmuştu ama kendimi burada görebilmek… Sanırım güçlü bir mentalim var.

InvenGlobal: Çok fazla şey yaşadın. LCK takımı ile başlayıp Türk ligi takımında bitirdin ve küçük bir zaman diliminde Meksika’da bulundun. Arkana dönüp bakınca nasıl hissediyorsun?

Frozen: Bu kararlarımın hiçbirinden pişman değilim. Zaman akıp geçmiş gibi… Sanki dünmüş gibi hissettiriyor.

Uzun dönem planlarımdan birisi sessiz bir yerde tek başıma yaşamaktı. Kore çok yorucuydu. Kore’de çekişme çok büyüktü ve bunu aşacak yeteneğim yoktu. İlk defa Kore’de emeklilik hakkında düşünmüştüm. Az kalsın emekli olmaya karar veriyordum ama Türkiye’den bana ulaştılar.

O zaman ejderhanın kuyruğu olacağıma yılanın başı olmak istiyordum ve wildcard bölgesi olan Türkiye’ye gitme kararı aldım. Oradaki düşüncem “Eğer Worlds’e ulaşamazsam emekli olacağım.” idi, başarısız olmak için daha fazla mazeretim yoktu. Elimden gelenin en iyisini yapacağıma dair kendime söz verdim.

Türkiye’de takım oyunu hakkında çok şey öğrendim. Kore’deki koçlar da bana muhteşem tavsiyeler verdi ama o zamanlar çok gençtim, tavsiyeleri bana işlemedi.

Türkiye’de kimse bana oyunu öğretmedi ya da ne yapacağımı söylemedi, kendim çalıştım, ne yapmam gerektiğini kendim öğrendim. Daha çok koç rolü gibiydi ve oyunda gelişmemi sağladı. Ligin seviyesi Kore’nin altında olduğu için kazandıkça kendime güvenim arttı. Seviyem yükselmişti ama asıl yükselen sanırım ”takım oyunu” denen şeydi. Eğer Kore’de olsam 10 tane tekli dereceli oynardım ama Türkiye’de 7 tane oynuyordum ve kalan zamanımı takım arkadaşlarıma ayırıyordum.

InvenGlobal: Bir yönden bakacak olursak Kore’de pro oyuncu olarak yükselmeye başladın ve her ne kadar hedefin bu olmasa da Türkiye’de koçluk yeteneğini geliştirdin.

Frozen: Evet. Dönüp de kendine bakmak için bir şanstı. Benim beklemediğim bir fırsattı. Seçim yasaklama ekranlarına dahil oldum, karşı takımı analiz etme fırsatı yakaladım ve takım arkadaşlarıma oyun ile ilgili akıl vermeye başladım. Eğer üzgün gözüküyorlarsa onlara yemek ısmarlayıp onlarla konuşmayı deniyordum. Biz çok yakındık, takım arkadaşlarımla onların aile sorunlarını bile konuşurduk. Her gün aşırı derecede yoğunduk. Hâlâ Türkiye’deki arkadaşlarımı görmek istiyorum. Onlar artık takım arkadaşlarım değil, benim arkadaşlarım.

O zamanlarda Hirai’ye ‘Sonunda bana ne dediğini anlamaya başladım’ diye mesaj gönderdim, bana söylediği çoğu şeyi yapmaya başlamıştım.

InvenGlobal: Türkiyede birkaç defa en iyi orta koridor olarak seçildin. Bu sana cesaret verse gerek.

Frozen: Taraftarlar tarafından bu kadar sevileceğimi hiç hayal etmiyordum. Türkiye’deyken, daha önce hissetmediğim hisleri hissettim ve sıkı çalışmanın ödülünü aldığımı fark ettim.

InvenGlobal: Sosyal medyada kendine “Eğer Kore’de kalsaydım daha iyi bir oyuncu olur muydum?” diye bir soru sormuştun, şu an ona bir cevabın var mı?

Frozen: Hâlâ o soruya cevabım yok. Sadece “Eğer Kore’de kalsam daha iyi bir oyuncu olur muydum” diye düşünmek istedim. Takım arkadaşlarımla yaptığımız fikir alışverişi sırasında iyi bir fikir üretemediğimde çok yılıyordum.

Yabancı oyuncular her zaman yerli oyunculardan daha iyi olmak zorunda, yani her ne olursa olsun aldığı fazla parayı hak etmeli. Bu şekilde gelecekteki yabancı oyuncuların yolu açılmış oluyor. Bir sürü Koreli oyuncu bu şekilde gelişti ve ben de bunun bir parçası olmak istiyordum.

InvenGlobal: Eğer Kore’de kalsan ne olurdu sence?

Frozen: (gülüyor) Hmm…hiç bilemezsin. Pozitif düşünmek gerekirse Hirai’yi takip ederdim. Ama büyük bir ihtimalle güçlü ya da zayıf olması fark etmeksizin başka takımlarda oynamayı tercih ederdim. Bana ihtiyacı olan bir takıma gidip elimden geleni yapardım.

InvenGlobal: Çaylak günlerine geri bakacak olursak değiştirmek istediğin bir şey olur muydu?

Frozen: Ben çok inatçıydım, özellikle seçimler konusunda. Bu yüzden hep azarlanırdım. Herhangi bir mantığı olmadan inat ederdim. Ayrıca şimdi çok fazla oyun oynamanın o kadar etkili bir antrenman olmadığını düşünüyorum. Her antrenman yaptığımda daha fazla şey hakkında düşünmem lazımdı, antrenman yaparken miktar değil ondan aldığın verim daha önemli ve elbette dinlenmek de gerekli.

Şimdi geriye baktığımda eski koçuma üzülüyorum, bana şöyle demişti: ‘Koç ekibimizin yeteneği yetmedi, sana daha iyi öğretebilirdik’.

InvenGlobal: Profesyonel LoL kariyerinde en çok hatırladığın an neydi?

Frozen: İlki sahneye çıktığım ilk an. Çok sefil bir şekilde kaybettiğimi hatırlıyorum. Faker’ın beni yere yatırmasını da çok net bir şekilde hatılıyorum ve o anı kaydedip bilgisayarıma duvar kağıdı yaptım. Her pratik yaptığımda ona baktım, yıllarca ve her gün günde 3 saat uyuyarak.

Bir keresinde dereceli oynarken uyuyakalmıştım, o zaman bir oyun oynayıp bir yüzümü yıkıyordum, oyun, yüzümü yıkama… O zamanki mottom “yatağa gidebileceğin en geç saate git ve erken kalk” idi. Başarabilmek için vücudumun yorgun olması gerek diye düşünüyordum.

İkincisi ise Türkiye’de ilk şampiyon olduğum zamandı. Arena ve kupayı kaldırdığımız andaki his… İlk defa o kadar duygulanmıştım. Sezon içerisinde hiç kazanamadığımız takıma karşı 3–0 kazanmıştık. Bütün yıl birikmiş stresim yok olmuştu ve o zaman çok mutlu olmuştum.

InvenGlobal: O anı duvar kağıdın yaptığına göre Faker’dan intikam almak istiyorsundur ama şu an emekli oluyorsun, bir daha Faker’a karşı karşıya gelemeyeceksin.

Frozen: Benim için hiç sorun değil, cidden. Hiç Faker’ı kıskanmadım. Ona hep saygı duydum ve onun için en iyisini diledim. Onu hep destekledim.

Eğer beni ezen bir oyuncu çizgisini ve değerini kaybetmişse bu beni üzer. Ben hep Faker ve Crown’u destekledim, insanlar onları nedensiz bir şekilde eleştirince sinirleniyorum. Umarım zorlu zamanları atlatırlar, tabii ki de onlar iyi işler başarınca iyi hissediyorum.

InvenGlobal: Peki en üzücü an neydi?

Frozen: Tam olarak tarihi hatırlayamıyorum ama IM günlerinden biriydi sanırım. Klozete çöküp gözlerim çıkana kadar ağlamıştım. Herkes üstünü değiştiriyordu ama ben yalnız bir şekilde ağlıyordum, şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: “Neden kazanamıyorum? Niye kazanamıyoruz? Hiç yeteneğim yok mu?”

Ben sadece oyunlara gelince rekabetçiyim. Diğer her şeyle aram iyi ama oyunlar hakkında rekabetçi kalmaktan başka bir şey yapamıyorum.

InvenGlobal: Sanırım bu koçluk stilini de etkileyecek.

Frozen: Sanırım (gülüyor). Belki gelecekte bir kırbaç tutuyor olurum.

InvenGlobal: Eski lakabın “‘Heart-God”dı ama ben emeklilik röportajın olsa bile “kalp atmayı bıraktı” demek istemiyorum. Sence hangisi daha iyi bir karşılama olur?

Frozen: Her zaman lakapları hoş karşılamışımdır. Taraftarlar bana çok fazla lakap bulmuşlardı ”Değer biçen”, “Düşme maçlarının Faker’ı”… hepsi çok güzel anılar. Şu anki takımıma “Bana ‘düşme maçlarının Faker’ı derler’ o yüzden bana güvenin.” diyerek şaka yapıyorum.

InvenGlobal: Kim Tae-il ve Frozen olarak bir dileğin var mı?

Frozen: Frozen olarak… Koreli hayranlar kazanmak…? (gülüyor) Biraz var ama çok uzun zaman geçtiği için bir hayrandan daha çok bir arkadaş gibiler. Onlarla beraber büyüdük ve bazıları ile çok yakınız. Yurt dışına gideli bayağı oluyor ve Koreli hayranlarla Korece konuşmak istiyorum. Çok mu tuhafım?

Kim Tae-il olarak, biraz tuhaf gelebilir ama benim hayalim çok uzun yaşamak değil. Ben yalnızlığı kaldıramıyorum ama hayallerimden biri sessiz bir yerde tek başıma yaşamak. Okul çok gürültülüydü, takım evleri çok gürültülüydü… Hiç tek başıma olduğum bir yerim olmadı. Seyahat etmek istiyorum, birçok yere gitmek ve sonuncu durağımda yaşamak ve tamamıyla rahatlamak istiyorum ama bu hayaller değişebilir.

InvenGlobal: Gelecekteki hedeflerin neler?

Frozen: Hedefim yaptığım işte en iyisi olmak. Koçluğa devam edebilirim ya da bir akademide öğretmenlik yapabilirim. Yayıncılık ya da başka şeyler yapabilirim. Nereye gidersem gideyim en iyi olana kadar mutlu bir şekilde çalışmak istiyorum.

Askerliğimi tamamlamam gerektiğine göre bu süre içerisinde düşüneceğim. Sene sonuna kadar koçluk yapmayı deneyeceğim, eğer bana uyarsa devam da ederim. Koçluk olmazsa orduya katılacağım. Belki ordu beni çağırana kadar koçluğa devam ederim. Ondan sonra akışına bırakacağım. Uzun zamandır geleceği planlıyordum. Şimdi ise kısa dönem planlarıma odaklanacağım.

InvenGlobal: Teşekkür etmek istediğin birileri var mı?

Frozen: İlk önce kendime bu kadar dayanabildiğim için teşekkür etmek istiyorum. Ondan sonra Hirai, Supreme, Micro’ya teşekkür etmek istiyorum. Oyunculara ve bana yardım eden gazetecilere de teşekkür etmek istiyorum, tabii ki de aileme ve arkadaşlarıma da teşekkür etmek istiyorum.

InvenGlobal: Şimdi artık seni oyuncu olarak göremeyecek olan hayranlarına bir şey demek ister misin?

Frozen: Nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Merhaba, ben “Koç Kim ‘Frozen’ Tae-il”. Bu uzun röportajı okuduğunuz için teşekkür ederim. Kore’de bu kadar uzun bir röportaj yapmayalı uzun zaman olmuştu. Sizi en yakın zamanda arenada veya herhangi bir yerde görmeyi umuyorum.

InvenGlobal: Yolculuğun hâlâ bitmedi, değil mi?

Frozen: Kalbim hâlâ atıyor.

Yazının orjinali: https://www.invenglobal.com/articles/11306/retirement-interview-good-bye-frozen-my-heart-still-beats

1 Beğeni